301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
24 Mart 2020 - Salı 15:46
 
Korona tehlikesini anlattı
Yozgat Bozok Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kürşat Zorlu, yeni tip koronavirüs ile ilgili bir yazı kaleme aldı.
GÜNDEM Haberi
Korona tehlikesini anlattı

Korona’nın toplum ve yönetim psikolojisine olası etkileri yakın gelecekte sosyal bilimcilerin irdelediği en önemli mesele olacak. Her toplum kendi kültürü, değişime direnç ya da esnekliği çerçevesinde bu sürece tanıklık edecek. Ancak söylendiği üzere mücadele ulusal olsa bile meselenin küresel bir içerik taşıması toplumları bekleyen ortak kavramlar ve gerçekler olduğu tezine yaklaştırıyor. Geçtiğimiz hafta basına sızan İngiltere menşeli rapora göre virüsün etkilerinin 2021 bahar aylarına kadar sürebileceği belirtilirken, uzmanlar tedavi/aşı bulunana kadar ülkelerin zaman kazanmaya çalıştığını ifade ediyor.   Öncelikle kamuoyundaki tartışmalara yön verecek iki konuya ilişkin iki önemli bilgiyi paylaşmak gerek.
Çin’e ilk aşı Atatürk döneminden
İlk olarak Sağlık Bakan’ı Fahrettin Koca’nın açıklamasında belirttiği Çin’den gelecek virüs kitlerinden hareketle Türkiye’nin 1940’da Çin’e kolera aşısı gönderdiği bilgisi…Çin üzerine önemli araştırmaları olan Prof. Dr.  Giray Fidan oranın en eski gazetelerinde biri olan [Shen Bao] gazetesinin 06.08.1938   tarihli nüshasını gönderdi. Haberde özetle şöyle diyor: “Türkiye, Filipinler üzerinden Çin’e kolera aşısını gönderen ilk ülke olmuştur.” Aynı şekilde Çin’de İngilizce ol  arak yayınlanan “The North-China Herald and Supreme Court & Consular Gazette”nin 20 Ağustos 1938 tarihli haberinde de Türkiye’den gönderilen Kolera aşısı ile ilgili bilgi  doğrulanmakta. Yani buna göre ilk aşı Atatürk’ün sağlığında o zaman ki Çin’e gönderilmiş ancak Atatürk’ün   “bu aşıları kendisinin ödediği” iddiasıyla ilgili bir kayıt bulunmuyor ve gerçeği yansıtmıyor. Tarih ne olursa olsun bu yardım Türkiye’nin büyük devlet olduğunun küçük bir göstergesi.
Virüs doğal mı insan eliyle mi?
İkincisi de salgın konusundaki tartışmaları farklı bir boyuta taşıyacak olan virüsün insan eliyle   üretilmiş olabileceği ihtimali...Geçtiğimiz gün bu konularda çalışan bir uzmandan gelen mailde dikkatimi çeken bir makale vardı. Hemen kendisine ulaştım ve sordum.   “2015 yılında yayınlanan bu bilimsel makalede bir deney yoluyla üretilen SARS benzeri bir virüsün (kodu: SHCO14) hastalık potansiyeli incelenmiş. 2015 yılında Nature Medicine’da yayınlanan bu makalede çalışma ekibi Çin atnalı yarasa popülasyonunda dolaşan SARS benzeri bir virüsü (SHC014-CoV) karakterize etmişler. Virüsün insan solunum yolu hücrelerinde etkin bir şekilde çoğaldığını ve SARS virüsü gibi salgın türlerine eşdeğer veriler elde edilmiş. Çalışmanın şuan ki Koronavirus ile benzer olan yanları bu virüsün yarasalardan elde edildiği ve ACE2 aracılığı ile hücreleri enfekte etmesi.” İşin ilginç yanı ABD, İsveç ve virüsün yayıldığı Çin’in Wuhan kentindeki Araştırma Enstitüsünden araştırmacıların yer aldığı makalede gelecekte virüsün ortaya çıkması ve salgın hastalıkla sonuçlanma olasılığı da yazılmış.  Bu konudaki farklı iddialar da araştırılmalı.
Yeni paradigma
Salgının toplum ve yönetim psikolojisindeki olası etkilerine bakacak olursak kaygı ve belirsizlik algısı yükseliyor.   Yaygınlaşma hızı, tanı koyma güçlüğü, kontrol edilebilirlik düzeyi ile birlikte küresel bağlantıları, uluslararası ticareti ve konvansiyonel diyebileceğimiz her türlü iş yapma biçimini kendi içinde bir sorgulamaya doğru götürebilir. Adeta birbirine eklemlenmiş bir paradigma değişimi…Singapur Üniversitesi Asya Araştırma Enstitüsü’nden Kishore Mahbubani  değişimin zaten başladığını, virüsün bu değişimi hızlandıracağını iddia ediyor. Bu kapsamda küresel güç mücadelesinde ve bunun yönteminde ciddi kırılmalar beraberinde gelebilir. Etkilenen ekonomiler ve geniş kitleler sebebiyle kaynakların, istem ve çıkarların paylaşımı yeni bir düzene evrilebilir. Mümtaz Turhan gelişmiş ve gelişmemiş toplumlar arasında gözlenen davranış ve düşünüş farklılıklarının bilimse düşünce ve onun teknik araçlarla topluma tatbik edilmesinden kaynaklandığını ifade eder. Günümüz koşullarında bir silah, otomobil, buzdolabı vb. “yapanların” yapandan alıp “çoğaltanlara” göreli bir üstünlük sağlayacağını söylemek mümkün.
Travma dönemi nasıl aşılacak?
Bu salgının en büyük sonuçlarından biri de birey, grup ve toplumlararası ilişkilerde meydana getirebileceği etkilerdir. Carlsmith ve Fistenger’in 1950’lerde yaptıkları araştırmaya göre kalıplaşmış bir tutuma ters düşecek bir davranış ortaya konulduğundan bu kez o davranışa uygun bir tutum kabul edilmeye başlanır. Yani ani ve travmatik bir davranış kalıbı insanın kültür unsurlarına yön verebilir. Sokağa çıkma yasakları, sosyal mesafenin indirgenmesi, restoran, sinema, tiyatro, piknik alanı gibi insanların sosyalleştiği mekanların bir tehdit olarak belirmesi genel olarak kültürleri değişim baskısıyla karşı karşıya bırakabilir. Kültürün değişmesi haliyle toplumun maddi ve manevi kıymetlerini, görüş ve zihniyetini, davranış biçimlerini farklılaştıracaktır. Artık bir şeye dokunmanın, kapalı bir alanda havayı solumanı  n riskli olabileceği endişesi…Toplumları yeniden düşünmeye teşvik edecek   bir süreç ihtimalinden bahsediyoruz.
Toplum beklentisinde değişim
Bu yönelim kaçınılmaz olarak devleti yönetme şeklinde, yönetim katının bakış açısında yansımaları olacaktır. Zira teknolojideki belirleyiciler, üretim biçimi ve demografik-ekolojik koşullar irili ufaklı pek çok örgüt yapısına yeni bir yol haritası sunacaktır. Bu beklentiden devlet mekanizmasının ve haliyle siyaset kurumunun etkilenmemesi mümkün değildir. Korona sebebiyle oluşan sosyal psikoloji mevcut yönetimleri, siyasetçi tipolojisine yönelik yeni   bir toplumsal tanı sistemini beraberinde getirebilir. Hulasa, ülke ve kültürlere göre değişebilen şu temel noktalarda bir farklılaşma meydana gelebilir:
(1)Uzmanlaşma beklentisi artarken, objektiflik/rasyonalite arzusunun daha geniş kesimlerde hissedilmesi. (2) Esnek çalışma/uzaktan eğitim/sanal işyerleri gibi istihdam kapasitesini doğrudan etkileyecek ve belki de yeni işsizler ortaya çıkarabilecek bir çalışma yöntemi, (3) Sosyal medya başta olmak üzere internet tabanlı ağ düzeneklerinin önemini artırması ve insanları doğrudan temastan uzaklaştıracak imkanlar, (4) Sosyal adalet ve sosyal devlet anlayışının daha da önem kazanması. Sağlık ve eğitim sistemlerini halka htiren politikalar hayatiyetini artıracak. (5) Siyasette kutuplaştırıcı söylemlerin etki ve tercihinin azalması. Elektronik oy verme  de yaygınlaşma (6) Gelir gruplarına bağlı olarak şehir merkezleri dışında yapılaşma isteği.

 

Kaynak: Editör: Büşra Nur Uyar
Etiketler: Korona, tehlikesini, anlattı,
Yorumlar
Haber Yazılımı escort istanbul istanbul escort porno izle sex hikaye porno indir türk porno escort